film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2022 Pazar

4 Temmuz 2022 Pazartesi

hannibal

 











"algı, iki ucu keskin bir araçtır."

"aşk ve nefret, tüm insanların anlayışlarının üzerinde döndüğü büyük menteşelerdir."

"doğası gereği özgür olan bir enstrümana geleneksel bir kompozisyon empoze edemezsiniz." (theremin)

"ölüm fikrini her zaman rahatlatıcı bulmuşumdur. hayatımın her an sona erebileceği fikri, beni hayatın sunduğu şeylerin güzelliğini, sanatını ve korkusunu tamamen kucaklamam için özgür kılıyor."

"yaptığımız veya inandığımız şeylerin temelindeki motivasyon kaynağı ölümdür."

"aşk ve ölüm insanların ilgisini çeken esas terimlerdir. kendimiz için yaptıklarımız bizimle birlikte ölür. başkaları için yaptıklarımız bizden uzun yaşar."


26 Ekim 2017 Perşembe

westworld





























bir zamanlar insan zihnini… …
eşini cezbetmek isteyen tavus kuşunun tüyleriyle… 
…yaptığı abartılı gösteriye benzeten bir teori okumuştum. sanatın tümü, edebiyat, bir parça mozart, william shakespeare, michelangelo… 
… ve empire state binası 
sadece süslü bir çiftleşme töreni. 
belki esas sebepler için bu kadar yetenekli olmamız… 
…önemli değildir. 
ancak tabii ki tavus kuşu zor uçar. pislik içinde yaşar, gübredeki böcekleri gagasıyla çıkarır. muhteşem güzelliğiyle kendini teselli eder. 
üzerinde epey düşündükten sonra bilincin bir yük, ağırlık olduğu… 
…kanaatine vardım ve onları bu yükten kurtardık. 
endişe, kendinden nefret etme, suçluluk. özgür olanlar ev sahipleri. 
burada kontrolüm altında özgürler. ancak o senin kontrolünde değil.

13 Eylül 2017 Çarşamba

25 Aralık 2016 Pazar

certified copy / aabbas kiarostami



















intro:
"sanırım söylememe gerek yok, sanat,
üzerinde yazılması zor bir konu...
..sabit bir referans noktası yok...
...sizi tam olarak destekleyecek
mutlak gerçekler yok.
konunun psikolojik ve felsefi
yönlerini keşfetme kararlılığım...
...işimi umduğumdan daha da
fazla zorlaştırdı.
 benim göstermek istediğim,
kopya da en az...
...orijinali kadar değerlidir ve böylece
orijinalin değerini ortaya çıkarır.
ve sanırım bu yaklaşım sadece
sanatta geçerli.
geçenlerde bir okurumun, kitabımın,
öz benliğini anlaması için...
...kendini sorgulamaya yönelttiğini
söylemesi beni çok mutlu etti.
orijinallik kavramı, antik çağlarda
romalılar, mısırlıların el yapımı...
...gümüş takılarının taklitlerini
satmaya başladığından beri...
...tartışılmaya devam ediyor.
benim en sevdiğim hikâye,
lorenzo de medici'nin, michelangelo'ya...
...eros heykeline,
"antika" adını verirse...
...daha yüksek fiyata satabileceği
yönündeki tavsiyesidir.
orijinallik kavramıyla ilgili olarak...
...gerçek mi yoksa sahte mi
yönündeki endişeler...
...atalarımızın kafasını meşgul ettiği
kadar, bugün bizimkini de ediyor.
orijinal sözcüğü bizde olumlu
çağrışımlar yapar.
otantik, özgün, güvenilir...
..kalıcı, etkileyici ve
gerçek değere sahip.
kelimenin kökeni de
oldukça ilginç:
kelimenin kökü "oriri"
ortaya çıkmak ya da doğmak demektir.
ben özellikle kelimenin "doğum"
sözcüğüne yaptığı göndermeyle ilgiliyim.
bana göre burada
sanattaki üretimle...
...insan ırkının üremesi arasında
bir paralellik söz konusudur.
sonuç olarak bizler atalarımızın
dna'larının birer kopyasıyız.
orijinal eserleri incelerken
ve böylece orijinali sorgularken...
...medeniyetimizin temellerine dair
keşiflerde bulundum.
rönesans hümanistleri batı
kültürünün köklerini araştırmışlardı.
kültürel mirasımızı daha geniş bir
anlayışla araştırmamızı teşvik ettiler.
kültürlerin kökenlerine
duyulan bu hayranlık...
...orijinallik kavramının esas
tanımıyla doğrudan bağlantılıdır.
orijinallik kavramıyla beraber,
güvenilir olma...
...kültürel olarak
onaylanma ihtiyacı ortaya çıkar."

20 Kasım 2016 Pazar

lera lynn / my least favorite life (true detective)














this is my least favorite life / hiç istemediğim bir hayat bu yaşadığım
the one where you fly and ı don’t / senin kanatlandığın benimse kalakaldığım
a kiss holds a million deceits / milyonlarca yalanı örter bir öpücük
and a lifetime goes up in smoke / ve bir ömür dumanlara savrulur
this is my least favorite you / karşımda hiç istemediğim bir sen
who floats far above earth and stone / göğün yükseklerinden taşa ve toprağa dökülen
the nights that ı twist on the rack / bir koyağa sığındığım geceler
ıs the time that ı feel most at home  / en çok yuvamda hissettiğim zamanlardır  
we’re wandering in the shade / gölgelerde süzülüyoruz
and the rustle of fallen leaves / ve düşen yaprakların seslenişi
a bird on the edge of a blade / bıçağın ağzında bir kuş
lost n forever,my love,in a sweet memory/artık sonsuza dek kaybettim,sevdiğimi hoş anılarda  
the station pulls away from the train / istasyon uzaklaşıyor trenden
the blue pulls away from the sky / mavi gökyüzünden sıyrılıyor
the whisper of two broken wings / iki kırık kanadın fısıltısı
may be they’re yours, maybe they’re mine / belki senin belki benim
this is my least favorite life / hiç istemediğim bir hayat bu yaşadığım
the one where ı am out of my mind / aklımın başımda olmadığı
the one where you are just out of reach / sana uzanamadığım
the one where ı stay and you fly / benim kalakaldığım, senin kanatlandığın  
ı’m wandering in the shade / gölgelerde süzülüyorum 
and the rustle of fallen leaves / ve solmuş yapraklar sesleniyor
a bird on the edge of the blade / bıçağın ağzında bir kuş 
lost now forever, my love, in a sweet memory / artık sonsuza dek kaybettim, sevdiğimi hoş anılarda
kaynak: www.papik.net

20 Mart 2016 Pazar

true detective sezon 1/4














m-kuramı diye bir şey
duydunuz mu hiç, dedektifler?
yok. beni aşar o.
şöyle bir şey. bu evrende...
...zamanı doğrusal ilerliyormuş
gibi yaşarız.
ama uzay zamanımızın dışında...
...dördüncü boyuttaki bir perspektiften...
...zaman var olmazdı.
eğer o perspektiften bakabilseydik...
...görürdük ki...
...uzay zamanımız basık bir hâlde.
aynı uzayda üst üste binen,
maddeden yontulmuş bir heykel gibi...
...bilinçliliğimiz, pistteki arabalar misali
hayatlarımızda daireler çiziyor.
bizim boyutumuzun dışındaki her şey...
...ki bu da sonsuzluk oluyor.
bize bakan sonsuzluk.
şimdi, bizim için...
...bu bir küre.
ancak onlar için...

...bu bir çember.
***

zamanın olmadığı sonsuzlukta...
...hiçbir şey büyümez, hiçbir şey gelişemez.
hiçbir şey değişmez.
ölüm, zamanı yarattı.
öldüreceği şeylerin büyümesi için.
tekrar hayata geliyorsun...
...ama aynı hayata.
hep doğduğun hayata.
kaç defa yaptık biz
bu konuşmayı, dedektifler?
kim bilir?
hayatlarınızı hatırlayamıyorsunuz.
hayatlarınızı değiştiremiyorsunuz.
işte bu da tüm hayatın
korkunç ve gizli kaderidir.
kapana kısılmışsınızdır...
...her uyandığınızda kendinizi
içinde bulduğunuz kabus tarafından.

true detective sezon 1/3


bence insan bilinci
evrimde trajik bir şekilde ilerledi.
çok fazla bilinçlendik.
doğa kendinden bağımsız
bir bakış açısı yarattı.
bizler doğa kanunlarına göre
var olmaması gereken yaratıklarız.
bu çok mantıksız geliyor, rust.
hepimiz bir yanılsama içindeyken...
...duyusal deneyimler ve
hislerin gelişimi sayesinde...
...birey olduğumuzu sanan fakat...
...aslında bir hiç olan bireyleriz.
bence türümüzün yapması
gereken onurlu davranış...
...programlamamızı reddedip...
...üremeyi durdurmak...
...ve hep birlikte soyumuzu tüketerek...
...kardeşçe bu haksızlığa
bir gecede son vermektir.
+o halde ne diye
sabah yataktan kalkıyoruz ki?
ben de kendime bunu soruyorum...
...ama aslında bu sorunun cevabı...
...intihar etme cesaretimin
olmamasıdır.

true detective sezon 1/2


yeniden hayata gelme kilisesi'ndeydik.
çok eski bir inanıştır.
bizim bay karizma'nın ne düşündüğünü
tahmin ediyorsunuzdur.
duyu organlarınız kısıtlandığı için.

R: bu gruptakilerin ortalama ıq'su
kaçtır sence?
M: insanları böyle aşağılayınca
eline ne geçiyor?
bu insanlar hakkında ne biliyorsun sanki?
R: sadece gözetleme ve çıkarım.
obezite ve fakirliğe eğilim...
...peri masallarına duyulan
bir sevda görüyorum.
ellerindeki üç kuruşu da, dolaştırdıkları
şu hasır sepete koyuyorlar.
buradaki kimsenin atomu parçalayamayacağını
söylemek yanlış olmaz herhâlde, marty.
M: gördün mü?
şu sikik davranışların işte.
herkes, senin gibi, boş bir odada oturup
cinayet romanlarıyla tatmin olmak istemiyor.
bazı insanlar toplum içinde olmayı,
toplum yararını istiyor.
R:öyle mi? eğer toplum yararı dediğin
peri masallarıysa...
...o zaman bu kimse için
iyi haber değil.
sizi buraya bağlayan şey, üzüntüleriniz.
kalbinizdekilerden sizi ayırıyor bunlar.
ve burada pek çok temiz kalp görüyorum.
hepinize bakıyorum ve birçok
temiz kalp görüyorum.
burada yaşam sevgisi görüyorum.


M:eğer insanlar inanmasaydı...
...neler neler yaparlardı. 
R: şimdi ne yapıyorsak aynısını.
sadece daha açık bir şekilde.
M: siktir oradan.
ortalık kan gölüne dönerdi ve...
...ahlaksızlıktan geçilmezdi,
bunu sen de biliyorsun.
R: eğer bir insanı doğru yolda
tutan tek şey ilahi mükafatsa...
...dostum, o kişi adinin tekidir.
ben de bunların hepsini
ortaya çıkarmak isterim.
M:sanırım dediğin,
adilik anlamında doğru.
R:şu defterin taş yazıt olduğunu mu
sanıyorsun?
şurada bir günü atlatabilmek için
bir araya gelip...
...evrenin kanunlarına
karşı çıkan hikayeler anlatmak...
...bu hayat ile ilgili ne diyor sence?
bu, senin gerçeklerinle
ilgili ne diyor marty?
böyle konuşmaya başlayınca,
bana paniklemişsin gibi geliyor.
M:sence bunların hepsi dolandırıcılık yani?
hepsi hatalı yani?
R:aynen öyle.
maymunun biri güneşe bakıp, diğerine...
..."bana, elindekini vermeni söyledi"
dediğinden beri bu böyle.
insanlar o kadar zayıflar ki...
...gidip yemek alacaklarına paralarını
dilek kuyusuna atarlar.

isa mesih, isa mesih, kolların
açık ve kapalı.
hayatımın yankıları asla seninle
ilgili bir gerçeği bulunduramaz.
sen tüyü, külün içinde
hareket ettirirsin.
sen yaprağa, ateşiyle dokunursun.
- amin!
- amin.



korku ve kendinden nefretin...
...otoriter bir kanala aktarılması.
buna arınma deniyor.
hikayesiyle, onların korkularını alıyor.
bunun yüzünden, yansıttığı gerçeklikle
doğru orantıda etkili oluyor.
- evet!- evet.
bazı dil antropologlara göre din,
beyinde bazı patikaları düzenleyerek...
...eleştirel düşünceyi körelten bir virüs.
M: ben, senin kadar süslü
kelimeler kullanmıyorum...
R: ...ama varoluşa inanmayan birisi olarak
bu konu hakkında epey konuşuyorsun.
ve hâlâ panikliyor gibisin.
M: en azından ben kırmızı ışığa
doğru gitmiyorum.
R:hepimiz bu hayat tuzağının içindeyiz.
kendi içinde herkes düşünüyor ki
her şey farklı olacak.
başka bir şehre gidecekler...
...sonsuza kadar arkadaş olacakları
insanlarla tanışacaklar.
âşık olacaklar ve
tamamlanmış olacaklar.
tamamlanmakmış. bir de
"sonuca bağlamak" var.
bu ikisi her ne sikimse-
bu hayatı doldurmak için
uydurulmuş sikik şeyler.
sona ermediği sürece,
hiçbir şey, hiçbir zaman...
...tamamlanmaz. sonuca bağlamakmış.
hayır, hayır, hayır.
hiçbir şey, hiçbir zaman bitmez.

papaz theriot......bu kızı tanıyor musunuz?

true detective sezon 1/1


insanlar.
binlerce hayatın sonunu gördüm.
genci, yaşlısı.
her biri gerçekliğinden emindi.
duyumsal tecrübelerinin oluşturduğu
amacı ve anlamı olan özel bireyler.
biyolojik bir kukladan fazlası
olduklarına o kadar emindiler ki.
gerçek er ya da geç ortaya çıkar
ve herkes görür.
ipler kesildiğinde
herkes aşağı düşer.
***

o gün, orası bana babamın vietnam
ve orman hakkındaki konuşmalarını hatırlattı.
benim o gün orada ne olduğu hakkında konuşmam sizin bir işinize yaramayacak.
bu.
bahsettiğim şey bu.
zaman, ölüm ve beyhudelik hakkında konuştuğumda bahsettiğim şey...
...tam olarak da bu.
bu işin başında daha büyük fikirler var.
çoğunlukla, toplum olarak bizim ortak ilüzyonlarımız bunlar.
aralıksız 14 saat cesetlere baktığınızda düşündüğünüz şeyler bunlar oluyor.
böyle bir şey yaptın mı hiç?
gözlerinin içine bakarsınız, resimde olsalar bile.
ölü ya da canlı olmaları fark etmez.
yine de okuyabilirsiniz.
ve ne görürsünüz
biliyor musunuz?
ilk başta değil, ama
tam orada son anlarında.
aşikâr bir rahatlama.
çünkü korkuyorlardı.
ama şimdi ilk defa gördüler...
...her şeyi bırakmanın
ne kadar kolay olduğunu.
ve gördüler o son nanosaniyede.
ne olduklarını gördüler.
sen, kendin, bu büyük drama
hiçbir zaman...
...küstahlık ve aptal arzulardan ibaret
geçici bir çözümden başka bir şey değildi.
ve öylece bırakıp gidebiliyorsun...
...hayatına o kadar da sıkı sıkıya
tutunmak gerekmediğini görerek.
fark ediyorsun ki...
...tüm hayatınız, sevginiz,
nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız...
...hepsi aynı şeydi.
hepsi bir rüyaydı.
kilitli bir odada sakladığınız rüya.
insan olduğuna dair bir rüya.
ve birçok rüyada olduğu gibi...
...bunun da sonunda bir canavar var.

true detective / posterler







18 Kasım 2015 Çarşamba

taste of cherry / abbas kiarostami













sizin görevinizin insanlara nasihat etmek ve rehberlik etmek olduğunu biliyorum.
fakat siz gençsiniz, daha zamanınız var, bunu daha sonra da yapabilirsiniz.
benim ellerinize ihtiyacım var. konuşmanıza ya da aklınıza ihtiyacım yok
şanslıyım ki şu eller sabırla, tahammülle ve azimle öğrendiğiniz gibi gerçek bir mümine ait.
bu işi halledebilecek en iyi kişi sensin.
biliyorum kararım senin inançlarına aykırı.
hayatı allah’ın verdiğine ve uygun gördüğünde onu alacağına inanıyorsun.
fakat insanın devam edemeyeceği bir an gelir...
tükenmiştir ve harekete geçmek için allah’ı bekleyemez.
o yüzden kendisi, harekete geçmeye karar verir.
o an,  “intihar”ın adlandırıldığı zamandır.
o zaman "intihar" sözcüğünün, sadece sözlüklere konulsun diye bulunmadığını kavrarsın.
o eylemsel bir uygulama olmak zorundadır.
işte o an uygulama vaktidir.
insan uygulaması üzerinde bir karara varmalıdır.
kendimi bu hayattan kurtarmaya karar verdim.
ne için mi?
bu anlamana yardım etmeyecektir, ve bunun hakkında seninle konuşamam,
anlayamazsınız. anlamayacağınız için değil.
çünkü benim hissettiklerimi, hissedemezsiniz.
duygularımı anlayıp, paylaşabilirsiniz, bana merhamet gösterebilirsiniz.
ama acımı hissedebilir misiniz? hayır.
acı çekersiniz ve ben de çekerim. sizi anlarım.
acımı anlayabilirsiniz, ama onu hissedemezsiniz.
sizi gerçek bir müslüman olarak gördüğüm için, bu yardımı istiyorum.
edebilir misiniz?

size nasihate ihtiyacım olmadığını söyledim.
eğer nasihat isteseydim, öğrenimini tamamlamış, daha fazla deneyimli birisine yönelirdim.
basit bir şekilde soruyorum ellerinizle yardımcı olmanız için.

intiharın, en büyük günahlardan birisi olduğunu biliyorum.
fakat mutsuz olmak da büyük bir günah. mutsuzken başka insanları incitirsiniz
bu da bir günah değil mi?
başkalarını incittiğinizde bu bir günah değil midir?
aileni incitiyorsun, arkadaşlarını.. kendini incitiyorsun
bu bir günah değil mi?
eğer seni incitirsem bu bir günah değildir
fakat kendimi öldürürsem, öyle midir?
size yakın olan insanları incitiyorsanız bu da büyük bir günahtır.
allah’ın bağışlayıcı ve dolayısıyla büyük olduğunu düşünüyorum.
o yarattıklarının acı çektiğini görmek istemez.
allah belki de bizi zorla yaşamaya mecbur etmeyeceğinden çok yücedir.
bu çözümü insana bağışlamasından dolayıdır.
bunun anlamı hakkında hiç düşündünüz mü?