abbas kiarostami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abbas kiarostami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2020 Pazar

abbas kiyarüstemi röportajından / aşk üzerine


 birisi bir zamanlar aşkın, yanlış anlamanın sonucu olduğunu söylemişti.
bizler yanlış anlamayı ararız.
anlaşmayı başardığımızda, birini gerçekten anladığımızda, aşk da sona erer.
her türlü iyi şeyi o kişiye atfederiz ve sonra ona aşık oluruz.
ancak elbette elde ettiğimiz eksik bir gerçek oluyor...
...çünkü gerçeği bilmek istemiyoruz.
gerçeği bilmek karşıdakini anlamak ve aşkın bitmesi demektir.
yani bir bakıma, aşk yanlış anlamanın sonucudur.
birini anlamadığımızda ona aşık oluruz.
kişinin gerçeğinin farkına vardığımızda, onun düşündüğümüz kişi olmadığını söyleriz.
yani aşk, ilüzyondan başka bir şey değildir. şükür ki böyle bir yeteneğimiz var.
başka türlü olsaydı, tek bir özgün tip olurdu ve herkes ona aşık olurdu.
uzun yıllar boyunca bir şeylerin pek çok kopyasını gördükten sonra...
...özgün olan biri, bizi olduğumuz yerde durdurur. nefesimizi keser.
bizler özgün olanın karşısında durup onu anlayabilecek uzmanlar değiliz.
bu yüzden, kopyalar olmasaydı, özgün olanları anlayamazdık.
aşık olduğumuzda, her şeyi özgün olarak görürüz.
bizler kendi gözümüzü boyarız. değerini abartır...
...kendimize alamayacağımız kadar çok sıfır ekleriz sonuna.
ve böylece bedelini ödeyemeyiz...
...etiketteki sıfırları teker teker sileriz. değerini indiririz.
işte böylece gerçeğe ulaşırız.
burada benim de gönülden inandığım nokta şudur ki...
...çoğumuz için özgün olan ulaşılmazdır.
bu yüzden bir kopyaya değer vermeli ve takdir etmeliyiz. önemli olan budur.

25 Aralık 2016 Pazar

certified copy / aabbas kiarostami



















intro:
"sanırım söylememe gerek yok, sanat,
üzerinde yazılması zor bir konu...
..sabit bir referans noktası yok...
...sizi tam olarak destekleyecek
mutlak gerçekler yok.
konunun psikolojik ve felsefi
yönlerini keşfetme kararlılığım...
...işimi umduğumdan daha da
fazla zorlaştırdı.
 benim göstermek istediğim,
kopya da en az...
...orijinali kadar değerlidir ve böylece
orijinalin değerini ortaya çıkarır.
ve sanırım bu yaklaşım sadece
sanatta geçerli.
geçenlerde bir okurumun, kitabımın,
öz benliğini anlaması için...
...kendini sorgulamaya yönelttiğini
söylemesi beni çok mutlu etti.
orijinallik kavramı, antik çağlarda
romalılar, mısırlıların el yapımı...
...gümüş takılarının taklitlerini
satmaya başladığından beri...
...tartışılmaya devam ediyor.
benim en sevdiğim hikâye,
lorenzo de medici'nin, michelangelo'ya...
...eros heykeline,
"antika" adını verirse...
...daha yüksek fiyata satabileceği
yönündeki tavsiyesidir.
orijinallik kavramıyla ilgili olarak...
...gerçek mi yoksa sahte mi
yönündeki endişeler...
...atalarımızın kafasını meşgul ettiği
kadar, bugün bizimkini de ediyor.
orijinal sözcüğü bizde olumlu
çağrışımlar yapar.
otantik, özgün, güvenilir...
..kalıcı, etkileyici ve
gerçek değere sahip.
kelimenin kökeni de
oldukça ilginç:
kelimenin kökü "oriri"
ortaya çıkmak ya da doğmak demektir.
ben özellikle kelimenin "doğum"
sözcüğüne yaptığı göndermeyle ilgiliyim.
bana göre burada
sanattaki üretimle...
...insan ırkının üremesi arasında
bir paralellik söz konusudur.
sonuç olarak bizler atalarımızın
dna'larının birer kopyasıyız.
orijinal eserleri incelerken
ve böylece orijinali sorgularken...
...medeniyetimizin temellerine dair
keşiflerde bulundum.
rönesans hümanistleri batı
kültürünün köklerini araştırmışlardı.
kültürel mirasımızı daha geniş bir
anlayışla araştırmamızı teşvik ettiler.
kültürlerin kökenlerine
duyulan bu hayranlık...
...orijinallik kavramının esas
tanımıyla doğrudan bağlantılıdır.
orijinallik kavramıyla beraber,
güvenilir olma...
...kültürel olarak
onaylanma ihtiyacı ortaya çıkar."

18 Kasım 2015 Çarşamba

taste of cherry / abbas kiarostami













sizin görevinizin insanlara nasihat etmek ve rehberlik etmek olduğunu biliyorum.
fakat siz gençsiniz, daha zamanınız var, bunu daha sonra da yapabilirsiniz.
benim ellerinize ihtiyacım var. konuşmanıza ya da aklınıza ihtiyacım yok
şanslıyım ki şu eller sabırla, tahammülle ve azimle öğrendiğiniz gibi gerçek bir mümine ait.
bu işi halledebilecek en iyi kişi sensin.
biliyorum kararım senin inançlarına aykırı.
hayatı allah’ın verdiğine ve uygun gördüğünde onu alacağına inanıyorsun.
fakat insanın devam edemeyeceği bir an gelir...
tükenmiştir ve harekete geçmek için allah’ı bekleyemez.
o yüzden kendisi, harekete geçmeye karar verir.
o an,  “intihar”ın adlandırıldığı zamandır.
o zaman "intihar" sözcüğünün, sadece sözlüklere konulsun diye bulunmadığını kavrarsın.
o eylemsel bir uygulama olmak zorundadır.
işte o an uygulama vaktidir.
insan uygulaması üzerinde bir karara varmalıdır.
kendimi bu hayattan kurtarmaya karar verdim.
ne için mi?
bu anlamana yardım etmeyecektir, ve bunun hakkında seninle konuşamam,
anlayamazsınız. anlamayacağınız için değil.
çünkü benim hissettiklerimi, hissedemezsiniz.
duygularımı anlayıp, paylaşabilirsiniz, bana merhamet gösterebilirsiniz.
ama acımı hissedebilir misiniz? hayır.
acı çekersiniz ve ben de çekerim. sizi anlarım.
acımı anlayabilirsiniz, ama onu hissedemezsiniz.
sizi gerçek bir müslüman olarak gördüğüm için, bu yardımı istiyorum.
edebilir misiniz?

size nasihate ihtiyacım olmadığını söyledim.
eğer nasihat isteseydim, öğrenimini tamamlamış, daha fazla deneyimli birisine yönelirdim.
basit bir şekilde soruyorum ellerinizle yardımcı olmanız için.

intiharın, en büyük günahlardan birisi olduğunu biliyorum.
fakat mutsuz olmak da büyük bir günah. mutsuzken başka insanları incitirsiniz
bu da bir günah değil mi?
başkalarını incittiğinizde bu bir günah değil midir?
aileni incitiyorsun, arkadaşlarını.. kendini incitiyorsun
bu bir günah değil mi?
eğer seni incitirsem bu bir günah değildir
fakat kendimi öldürürsem, öyle midir?
size yakın olan insanları incitiyorsanız bu da büyük bir günahtır.
allah’ın bağışlayıcı ve dolayısıyla büyük olduğunu düşünüyorum.
o yarattıklarının acı çektiğini görmek istemez.
allah belki de bizi zorla yaşamaya mecbur etmeyeceğinden çok yücedir.
bu çözümü insana bağışlamasından dolayıdır.
bunun anlamı hakkında hiç düşündünüz mü?

5 Şubat 2013 Salı

close-up / abbas kiarostami



- hapishanede kendimi mutsuz hissettiğimde…
…kuran’ı kerim’deki
”dertli bir yürek için…”
“…en iyi teselli allah’ı zikretmektir.”
diyen ayeti düşünürüm.
moralim bozulduğunda ya da kederle dolduğumda…
…kimsenin duymak istemeyeceği…
…ruhumdaki ızdırabı ve acıyı..
…dile getirme ihtiyacı hissederim.
sonra, filmlerinde tüm acılarımı…
…dile getiren ve o filmlerini…
…tekrar tekrar izlememe…
…sebep olan, iyi bir insana rastladım.
başkalarının hayatlarıyla oynayan…
…fakirlerin, çoğu maddesel…
…olan basit ihtiyaçlarına
kayıtsız kalan zenginleri…
…sergilemeye cesareti olan bir insan.
o yüzden bu kitap beni teselli etti.
kendimle ilgili ifade etmek istediğim şeyleri anlatıyor.
rolünü bitirdiğine göre, bir yönetmendense…

+ …oyuncu olabileceğini düşünüyor musun?
- bunu söylemek bana düşmez.
sanırım oyuncu olmayı tercih ederim.
içimde hissettiğim
…tüm acıları ve…
…yaşadığım kötü şeyleri
ifade edebilirdim herhalde.
oyunculuğumla, hissettiklerimi…
…aktarabilme fikri…
…hoşuma gidiyor.
+ şu anda kameraya rol yapmıyor musun?
şimdi yaptığın ne?
- çektiklerimi anlatıyorum.
bu rol değil.
içimdekileri anlatıyorum.
benim için sanat…
…insanın, içindekileri dışarı vurmasıdır.
tolstoy…
“sanat, sanatçıların kendi içlerinde…”
“…geliştirip, paylaştıkları
duygusal bir deneyimdir” demiş.
yaşadığım zorlukların ve…
…acıların, iyi bir oyuncu olmama
uygun bir altyapı hazırladığını…
…düşünüyorum.
bu şekilde iyi rol yapıp içimdekileri…
…dile getirebiliyorum.
neden oyuncu olmak yerine yönetmen taklidi yaptınız?
yönetmen rolü yapmak başlı başına bir performans.
bence bu zaten oyunculuktur.
+ şimdi kimin rolünü oynuyorsunuz?
- kendiminkini.